Google



İğneyle kuyu kazıp petrolü buldular!

28/5/2009

Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nden müjdeli haber: Dört yıldır arama çalışmalarının sürdüğü Sarıkız bölgesinde petrole ulaşıldı. Rezervin 5 - 10 milyon varilin üzerinde olduğu açıklandı


DÖRT yıllık petrol arama çalışması sonuç verdi. Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nin Sarıkız bölgesinde çalışan Merty Energy Petrol Arama Eğitim ve Servis Hizmetleri A. Ş.  ekibi dün 'Sarıkız-2' kuyusunda yerin 1470 metre altında mutlu sona ulaştı. Mert Energy Yönetim Kurulu Başkanı Petrol Mühendisi Ongun Yoldemir ile Operasyonlar Müdürü Petrol Mühendisi Tayfun Atalay, Sondaj Müdürü Hayri Öz, Jeoloji Mühendisi Hüseyin Yıldırım ve 25 işçiden oluşan ekip petrolü buldu.

ARTIK BİR ÇOCUĞUM VAR
Ongun Yoldemir  'Petrole tamamen yerli yapım kule ile ulaşıldı. Türk mühendisleri ve sanayii ile aşılamayacak engel yok. Yeter ki devletimiz onlara güvensin ve teşvik etsin' dedi.
Beklenen petrol rezervi miktarının 5 - 10 milyon varil düzeyinde olduğunu belirten Yoldemir, 'Tam olarak faaliyete geçildiğinde günde 150 - 200 varil hampetrol çıkarmayı hedefliyoruz. 1954 yılında çıkarılan ve petrol arama şirketlerinin önünü tıkayan yasada acil değişikliğe ve revizyona gidilmeli. Çünkü biz Türkiye adına büyüyoruz. Şu andan itibaren benim yeni bir çocuğum dünyaya geldi. Bir baba olarak bundan daha mutlu ne olabilir'  diye konuştu.

KALİTESİ ÇOK İYİ
Merty Energy'nin Operasyonlar Müdürü Tayfun Atalay, petrol bulunan kuyuda mühendislerin gözetiminde 25 işçi ile sondaj çalışmasına başlandığını söyledi. Bugüne kadar 5 milyon dolar bir harcama yaptıklarını ifade eden Atalay, şu bilgileri verdi: 'Petrol bulunan kuyuda 1 ay süresince test çalışması sürecek. 10 milyon varil petrolün ne kadarının çıkarılabileceği de belirlenecek. Test çalışması 1 milyon dolara mal olacak ve günlük üretim kapasitesi belirlenecek.  Kuyuda 7 seviye var. Kuyudan çıkarılan petrolün gravitesi ise 34 API'dir. Buda çok iyi bir kalite. Sarıkız-2 kuyusu Merty Energy operatörlüğünde, Petraco ve XTRM firmalarının ortaklığında açıldı.'
Merty Energy firması, geçtiğimiz yıllarda Edirne'de 5 ayrı kuyuda doğalgaz bulmuştu.

Ro-Ro gemisi Oya Başar'ın villasına çarptı.

28/5/2009
Yeniköy sahilinde yaşanan kaza amatör kameralar tarafından saniye saniye görüntülendi. Kazada ölen ya da yaralanan olmadığı açıklandı.


İstanbul Boğazı'ndan geçiş yapan "Ella J Kingstown" isimli kereste yüklü yaklaşık 150 metrelik Ro-Ro gemisi Yeniköy açıklarında seyrederken kontrolden çıktı.

Bulgaristan'dan İzmit Körfezi'ne giden kereste yüklü ''Saint Vincent'' bayraklı ''Ella J'' adlı,10 bin 782 grostonluk Ro-Ro gemisi saat 16:25 civarında kıyıya doğru sürüklendi. Gemi, Oya Başar'a ait yalının iskelesine çarparak durdu. Kaza anını bölgede bulanan vatandaşlar cep telefonlarıyla saniye saniye görüntüledi.

Görüntülerde Ro-Ro gemisinin yan yattığı görüldü. Kazanın ardından Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma ekipleri çalışma başlattı. Kıyı Emniyeti 4, Kıyı Emniyeti 7 ve Kıyı Emniyeti 9 hızlı tahlisiye botları ile Kurtarma 3, Kurtarma 4 ve Söndüren 6 römorkörleri olay mahalline sevk edildi.

Geminin baş tarafından karaya oturması neticesinde iskeleye yaklaşık 15 derece yattığı ve karada kısmi hasara neden olduğu öğrenildi.

Oya Başar: Dehşete düştük

Yeniköy'deki villasına Ro-Ro gemisi çarpan tiyatro sanatçısı Oya Başar, kaza sırasında yalıda olduklarını ve dehşete düştüklerini söyledi. Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Salih Orakçı da, gemide klavuz kaptanın bulunmasının büyük bir faciayı önlediğini ifade etti.

Kaza ile ilgili basın mensuplarına açıklama yapan tiyatro sanatçısı Oya Başar, Yeniköy'deki villasına geminin çarptığı anda içeride bulunduğunu söyledi. Başar, "Büyük bir ses duyduk. Ne olduğunu anlamadık. Ben yandaki yalıdan tekne indiriyorlar sandım. Arkadaşım 'geliyor' dedi. Ben 'ne geliyor?' diye sordum. Bir baktım gemi üstümüze doğru geliyor. Hemen fırladık, hepimiz dışarı çıktık. Allah'tan tam yerinde durabildi, şükür Allah'a. Evde kızım ve arkadaşlarım vardı. Hemen evi boşalttık. Çünkü nereye kadar geleceği belli olmaz diye düşündük." şeklinde konuştu.

Geminin uyarı amaçlı siren çalıp çalmadığı yönündeki soruya Başar, "Hayır, siren çalmadı. O da enteresan. Nasıl bir şey anlamış değilim. Dehşete düştük. Açıkçası daha iyi korunduğunu zannediyordum." cevabını verdi.

Röportajın hemen ardından sahilden bir tekne ile Oya Başar'ın yalısına gelen Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Salih Orakçı, rıhtımdan yalıya girerek Başar'a geçmiş olsun dileğinde bulundu. Kaza ile ilgili Oya Başar'a bilgi veren Orakçı, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kazanın nedeninin henüz netleşmediğini ancak ilk bilgiler doğrultusunda dümen kilitlenmesinden kaynaklanmış olabileceğini aktaran Orakçı, "Boğaz'larımızda maalesef bu tür tatsız olaylar yaşanıyor. Bulunduğumuz nokta, Boğaz'ın en kritik noktası. 80 derece dönüş yapılıyor. Boğaz'ın en keskin noktası. Gemide klavuz kaptan da vardı. Belki de klavuz kaptan olmasaydı daha büyük bir felaket yaşanabilirdi. Gemi demir atmış. Bu da klavuz kaptanın bölgeyi tanımasından riski biraz daha bertaraf etmek adına yapılmış bir hareket. Neticesinde küçük bir hasarla gemiyi durdurmayı başarmışlar. Tahkikat ve araştırması yapıldıktan sonra olayı daha iyi anlayacağız. Bizim için önemli olan; can kaybının ve çevre kirliliğinin olmamasıdır. Bundan sonraki süreç; kurtarma çalışmalarıdır, o da devam ediyor." diye konuştu.

Gemiyle ilgili bilgi ver Orakçı, "1850 ton kereste var gemide. Bulgaristan Burgaz'dan Derince'ye gidiyor. Bizim için şu anda mürettebatın ne söylediği değil, mevcut durumun tespiti önemlidir." dedi.

Balık, orta yaşlı erkekleri daha zeki yapıyor

28/5/2009

Güneş ışığı tarafından sentezlenen ve yağlı balık gibi bazı gıdalarda bulunan D vitamini seviyesinin artması, orta yaş grubundaki erkeklerin zihinsel fonksiyonlarını geliştiriyor. 


Manchester Üniversitesi'nde görevli bilimadamları tarafından yapılan araştırmada 40-79 yaşları arasındaki 3 binden fazla erkeğin zihinsel performansını 8 test merkezinde karşılaştırıldı.

Nöroloji, Nöroşirurji ve Psikiyatri Dergisi'nde yayınlanan çalışmada, araştırmacılar yüksek D vitamini seviyesine sahip olan erkeklerin sürekli olarak basit ve nöropsikolojik testte (bireylerin dikkatini ve bilgi işleme hızını ölçüyor) daha iyi performans gösterdiler.

Araştırmayı yapan doktorlar, "Önceki çalışmalar, yetişkinlerde D vitaminiyle zihinsel performans arasındaki ilişkiyi saptamada tutarsız bulgular ortaya çıkardı. Fakat biz daha yavaş bilgi işleme hızı ve D vitaminin daha düşük seviyesi arasında önemli, bağımsız bir bağ gözlemledik. Şaşırtıcı bir şekilde, bu ilişki 60 yaş üzeri erkeklerde daha önemli" şeklinde açıklama yaptılar.

‘Sadece estetik yetmez’

28/5/2009
‘Beyaz Show’a konuk olan Süperstar Ajda ‘Güzellik için sadece estetik yetmez. Sağlıklı beslenmeli ve hayata pozitif bakmalı’ diye konuştu.

BeyazIt Öztürk’ün ‘Beyaz Show’ adlı programına konuk olan Ajda Pekkan, güzelliğin sadece estetik ve botoks ile sağlanamayacağını ifade etti. Sağlıklı beslenmenin, spor yapmanın ve hayata pozitif bakmanın da önemli olduğunu belirten Pekkan, estetik yaptırmasıyla ilgili ilk kez konuştu. Kendisinin estetikle özdeşleştirildiğini ancak bu yakıştırmayı sevmediğini ifade eden Pekkan, ‘Bizler göz önünde olan insanlarız. Kendimize bakmalıyız. Belli bir zamana geldiğimde biraz toparlanmam lazım dedim ve birkaç estetik operasyon yaptırdım. Ama öyle bir hale geldi ki bu konu üzülmeye başladım. Tabii ki kendine bakacaksın. Ama bu sadece estetikle olacak bir şey değil’ diye konuştu.

ÖZEL OLMAK İSTEDİM

SÜPERSTAR
, ‘Ben güzel kalmak istemedim ki, ben özel olmak istedim. Çünkü ben gizemli olmayı seviyorum’ dedi. Pekkan, kendi hayatını konu alan bir kitap yazacağını da sözlerine ekledi.

Keneye karşı yeni silah: Tokat Tavuğu

28/5/2009
Kenenin düşmanı bulundu: Tokat Tavuğu.
Ülkemizde bir çok kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan kene, 3 yıl önce Orta Anadolu'da, Tokat'ta görüldü.
Dünyada 889 çeşidi bulunuyor.

Bunlarda 40'a yakınının, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı virüsü taşıdığı biliniyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı, keneyle mücadelede çerçevesinde çeşitli tedbirler aldı.
Kenenin görüldüğü yerler ilaçlandı, spreyler piyasaya sürüldü.
Bazı uzmanlar, ilaçlama yönteminin ekolojiyi tahrip ettiğini, belki de keneleri tüketen diğer canlılara zarar verdiğini düşünüyor.
Keneleri doğaya zarar vermeden, dengeyi bozmadan yoketmek gerekiyor onlara göre.
Uzmanların buluştuğu ortak bir nokta var.
O da Tokat Tavuğu.
Batı Afrika kökenli bir kuş türü.
Ülkemizde Beç Tavuğu, İran Tavuğu olarak da biliniyor.
Amerika'daki bazı eyaletlerde, uzun yıllardır keneyle mücadelede kullanılıyor.
Evlerin bahçelerinde, mesire yerlerinde, parklarda ve okul bahçelerinde kenelerle mücadelede hiç bir risk taşımadan, çevreyi kirletmeden kullanılabiliyor.
Barınak olarak ağaçları kullanıyorlar.
Bakımı kolay ve masrafsız.
Dünyada bilinen adı GUINEA FOWL, yani Gine kuşu.
Tokat Tavuğu, kene dışında, akrep ve diğer zararlı böceklerle mücadelede de kullanılıyor.
Uzmanlar, keneyle mücadelede Tokat Tavuğu'nun önemli bir silah olduğu görüşünde.

Hadise :

15/5/2009

Eurovision’da sıra kurası sonrasında basın toplantısı düzenleyen Hadise, Rus gazeteci tarafından ‘en güzel yarışmacı’ ilan edildi.

Ruslar Hadise’ye hayran!..

Sanat barıştırır


Moskova’da düzenlenen Eurovision şarkı yarışmasında Ermeni sanatçılar Anuş ve Inga’nın kostümlerinin Azeri modacı Aslan Ahmadov tarafından hazırlandığı kaydedildi. Fresh Art moda evinin kurucusu modacı Ermeni sanatçıların elbise, takı ve saç modellerini tasarladı.

54’üncü Eurovision Şarkı Yarışması’nın birinci yarı finalini geçen Hadise, yarışma öncesi çok hasta olduğunu ancak tamamen iyileştiğini söyledi. Hadise, finale kalmasının ardından Rusya’ya has matruşkalara yerleştirilen finaldeki yarışma sırası numaralarının çekilişine besmele çekerek, Türk izleyicilerin yoğun alkışları arasında katıldı. Finaldeki şarkı söyleme sırası 18 çıkan Hadise, ‘İlk 9’u çiftledik ve 18 olduk’ dedi. Şarkıcıya çekiliş sonrasında düzenlediği basın toplantısında bir Rus gazeteci ‘Siz bu basın konferansının değil, tüm Eurovision’un en güzel kızısınız’ diyerek iltifat etti.

SUİKAST ŞOKU

ÖTE
yandan Rus gizli güvenlik servisi FSB, bir suikast hazırlığını ortaya çıkardı. Polisler, salonda polietilen madde yüklü bir kutu ve 6 tane 9 mm’lik mermi buldu. AA

Çilek üreticisinin yüzü gülüyor

15/5/2009
Türkiye'nin önemli çilek üretim merkezleri arasında yer alan Aydın'da çilek üreticilerinin yüzü, erik rekoltesinin düşük olması nedeniyle gülüyor.


Sultanhisar Ziraat Odası Başkanı Erdinç Çeliksoy, bölgede çilek üretiminin her yıl Temmuz aylarında fide dikimiyle başladığını, Sultanhisar, Atça ve Salavatlı beldesinde yaklaşık bin dönümü kapalı alan olmak üzere 5 bin dönüm alanda çilek ekildiğini söyledi.

Aydın bölgesinde ilk olarak Sultanhisar'da 1978 yılında çilek üretiminin başladığını kaydeden Çeliksoy, fidan, damlama, işçilik maliyetinin bir dönümde yaklaşık 4-5 bin lira civarında olduğunu anlattı. Dünyada son 3 yılda yaşanan küresel ısınma ve bölgedeki kuraklık nedeniyle fiyatlarda istikrarsızlık olduğunu ve çilek üreticilerinin son 3 yıldır zor günler yaşadığını belirten Erdinç Çeliksoy, şunları söyledi:

“Çilek hasadına Nisan ayı başında başladık. Bu yıl havaların yağışlı geçmesi çileğin kalitesinin ve rekoltenin yüksek olmasına yol açtı. İhracatçı firmalar bu yıl çileğe daha çok ilgi gösterdi. İç piyasada İstanbul, Ankara, Bursa, Adapazarı gibi illerden büyük tüccarların malı talep etmesinden dolayı çilek fiyatı geçen yılın üzerinde seyretti. İç piyasada 1,50 lira, ihracat olarak 1,80 - 2,00 lira aralığında fiyatlar oluşmasına neden oldu. Geçen yıl ortalama fiyatlar bir lira civarındaydı. Bu fiyatların daha yukarı gideceğine dair bilgiler alıyoruz. Bölgede yaklaşık bin dönüm sera var ve buradan 20 bin ton çilek rekoltesi beklemekteyiz, bunun da bölgemize maddi getirisi yaklaşık 30-40 milyon liradır.”

İRAN VE IRAK'A AYDIN ÇİLEĞİ GİDİYOR

Çeliksoy, çileğin irili küçüklü ve bekleme ömrüne göre değişen 4-5 çeşidinin üretildiğini, bu ürünlerden uzun süreli bekleyebilenlerin başta Rusya olmak üzere yol ömrü uzun olduğu için Moldova, Ukrayna, Polonya ve İran ve Irak'a gönderildiğini kaydetti.

Çilek hasadının Haziran ayı sonunda bitmesinin beklendiğini ve bu sezon çok başarılı bir ürün elde ettiklerini bildiren Çeliksoy, şöyle devam etti:
“Bu yıl erik pek olmadı, sofralarda yerini bulmadı. Çilek de kaliteli ve bol olduğu için sofralarda tek başına kaldı. Önceki yıllarda çilek, eriğin yanında alternatif ürün oluyordu, bu yıl tam tersi bir durum oldu. Ama bu sene eriğin az olmasından dolayı çilek şu anda alternatif ürün pozisyonuna düştü. Eriğin az olması bizim çileğin önünü açmış durumdadır.”

“TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK ÇİLEK ÜRETİCİSİ”

Çeliksoy, çileğin tanıtımı için yoğun çaba sarfettiklerini, bölgede bir beldede 40, bir beldede 8 yıldır festivaller düzenlendiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Son beş yıldır düzenlenen festivaller uluslararası konuma geldi. Ziraat Odası olarak biz de fuarlara katılıyoruz. Şu anda Türkiye'de yetiştirilen çileğin en kalitesi Atça ve Sultanhisar'dadır. Bu konuda iddialıyız. Bu bölgede en teknik çilek yetiştiriciliğini biz yapıyoruz. Ege Bölgesi'nin değil, Türkiye'nin en büyük çilek üreticisi olduğumuzu iddialı şekilde söylüyoruz. Çileğimizi Rusya, Moldova, Romanya, Irak ve İran'a satıyoruz. Yurt dışı pazarı olarak 10 ülkede yerimiz var. Biz festival yaparken çileği sattığımız ülkelerden para alıyoruz. O insanları onore etmemiz gerekir. Bu festivaller yapılırken bizim çileği sattığımız ülkelerden temsilciler, sanatçılar, gazeteciler gelsin istiyoruz.”
star
« Önceki ::

Blogcu ile yapıldı